Dergi Yazılarımız

Atık Yönetimi ve Sürdürülebilirlik

Dünya genelinde her yıl milyarlarca ton atık üretilmektedir. Uzmanların tahminine göre bu miktar, yılda yaklaşık 2.01 milyar ton civarındadır.[1] Katı atıklar, bireyler veya işletmeler tarafından artık kullanılamaz hale gelen katı maddeler ve arıtma çamurlarını kapsar. Bu atıkların, çevrenin korunması ve toplumsal düzenin sağlanması açısından düzenli ve kontrollü bir şekilde bertaraf edilmesi gerekmektedir. Etkili bir atık yönetimi; doğal kaynakların korunması, enerji tasarrufu ve çevresel kirliliğinin azaltılması gibi amaçlar doğrultusunda çalışmaktadır.[2] Katı atıklar; evsel, endüstriyel, tehlikeli, organik, inşaat, elektronik ve tıbbi atıklar olmak üzere farklı kategorilere ayrılır.

Bir ürünün ortaya çıkması için su, petrol, metaller, orman ürünleri ve kimyasal hammaddeler gibi doğal kaynaklar kullanılmaktadır. Ancak bu kaynakların aşırı tüketimi, çevre kirliliğine, ekosistemlerin tahribatına ve ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Örneğin, geri dönüştürülmüş alüminyum kullanımı, birincil alüminyum üretimine göre %95 daha az enerji harcar. Ayrıca 1 ton kağıdın geri dönüştürülmesi, 17 ağacın kesilmesini engeller. Türkiye’de ise plastik geri dönüşüm sektörü, yılda yaklaşık 1,5 milyar dolarlık bir kazanç sağlamaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2022 yılı Atık İstatistiklerine göre, Türkiye’de 133,2 milyon ton atığın 81,4 milyon tonu bertaraf edilirken, 51,7 milyon tonu geri kazanılmıştır. Ayrıca 2022 yılı itibarıyla, ülke genelinde toplam atık miktarı 109,2 milyon ton olarak belirlenmiştir.[3]

Atık yönetimi, atıkların toplanması ve bertaraf edilmesi süreçlerini kapsar. Bu süreçte öncelikli hedefler kaynakların korunması ve atık miktarının azaltılmasıdır.[4] Atık yönetiminin doğru şekilde yapılmaması, insan, hayvan ve çevre sağlığı üzerinde ciddi tehditler oluşturabilir. Özellikle organik atıkların çürümesi sonucu açığa çıkan metan (CH4) ve hidrojen sülfür (H₂S) gibi zararlı gazlar, hava kirliliğini artırarak solunum rahatsızlıklarına yol açar. Düzensiz atık depolama, su ve toprak kirliliğine neden olarak kolera, tifo, hepatit A gibi bulaşıcı hastalıkların yayılmasını hızlandırabilir. Bunun yanı sıra bağırsak parazitleri gibi ciddi sağlık riskleri de ortaya çıkabilir. Bu olumsuz etkilerin önüne geçebilmek için sürdürülebilir atık yönetimi yöntemlerinin benimsenmesi hayati önem taşımaktadır.[5]

Atık yönetimi hiyerarşisi, kaynaklar daha verimli kullanılması ve olumsuz çevresel etkilerin azaltılması için temel bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, atık oluşumunu en düşük seviyeye indirmeyi hedefleyen sistematik bir sıralamayı ifade eder. Hiyerarşinin temel amacı; kaynakların en verimli şekilde kullanılması ve atık oluşumunun azaltılmasıdır. Bu doğrultuda, atık yönetimi altı ana aşamadan oluşur: Önleme, azaltma, yeniden kullanma, geri dönüşüm, enerji geri kazanımı ve bertaraf. Bu sıralama, atıkların çevresel etkisini ve yönetim maliyetlerini azaltmak için önemlidir.[6]

  1. Önleme
    Önleme, atık miktarını ve olası zararlarını azaltmak için, atık yönetiminin ilk ve en önemli aşamasıdır. Doğal kaynakların gereksiz tüketimini önlemek ve çevresel sürdürülebilirliği sağlamak bu aşamada ana hedeflerdir.
    • Kaynak kullanımını azaltmak
    • Ürün ömrünü uzatmak
    • Ürünleri yeniden kullanıma teşvik etmek[6]
  2. Azaltma
    Atık oluşumunun tamamen önlenemediği durumlarda, ikinci aşama olarak atık azaltma stratejileri devreye girmektedir. Atık azaltma süreci, yalnızca endüstriyel atıklarla sınırlı olmayıp bireysel ve kurumsal düzeyde farklı atık türlerini kapsamaktadır. Bu doğrultuda atık oluşumunu en aza indirmek için uygulanabilecek temel stratejiler şu şekilde sıralanabilir:
    • Ambalaj atıklarının azaltılması
    • Temiz üretim teknolojilerine geçiş
    • Kaynak verimliliğinin artırılması

      Yeniden doldurulabilir ve büyük hacimli ürünlerin tercih edilmesi, kişi başına düşen ambalaj atığını azaltarak kaynak kullanımını optimize eder. Üretim süreçlerinde hammadde ve enerji tüketimini en aza indiren teknolojilerin kullanımı, atık oluşumunu doğrudan azaltmaktadır. Atık oluşmadan önce müdahale edilebilecek tasarım ve üretim süreçleri benimsenerek, sürdürülebilirlik sağlanabilir.

      Atık azaltma stratejileri, sadece endüstriyel üretim süreçlerinde değil, günlük tüketim alışkanlıklarında da önemli bir rol oynamaktadır.[7]

  3. Yeniden Kullanma
    Ürünün ilk kullanım amacı doğrultusunda, tekrar değerlendirilmesini esas alan yeniden kullanma, yalnızca kaynak tasarrufu sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bireylerin atık yönetimine aktif katılımını teşvik eder.[6] Atık azaltımı için evde, iş yerinde ve tüm kurumlarda uygulanabilecek sayısız yeniden kullanım önerilerinden bazıları şunlardır:
    • Cam şişelerin temizlenip tekrar kullanılması
    • Yeniden doldurulabilir toner ve kartuş kullanımının tercih edilmesi
    • Orijinal işlevini kaybetmemiş ürünlerin tekrar satışa sunulması
  4. Geri dönüşüm
    Geri dönüşüm, atıkların kaynağında ayrıştırılarak yeniden hammaddeye dönüştürülmesidir. Bu süreçte yüksek oranda enerji tasarrufu sağlanmaktadır. Organik atıklardan kompost üretimi, cam ve plastik malzemelerin ayrı çöp kutularında toplanarak geri dönüştürülmesi, atıkların kaynağında ayrıştırılması aşamasının sağladığı önemli katkılardandır. Geri dönüşüm, aynı zamanda sera gazı salınımını azaltır ve istihdam olanakları yaratır.[6]
  5. Enerji Kazanımı
    Geri dönüştürülmesi mümkün olmayan atıklar, enerji geri kazanımı yoluyla değerlendirilir. Bu süreçte, anaerobik çürütme, piroliz ve yakma gibi yöntemler kullanılarak elde edilen gazlar, elektrik ve ısı üretimi için kullanılabilir. Örneğin, atıklardan elde edilen biyogaz, elektrik üretiminde veya sanayi tesislerinde ısı kaynağı olarak değerlendirilebilir. Bu yöntem sayesinde, atıkların çevreye zarar verme potansiyeli en aza indirilirken, sürdürülebilir enerji üretimine katkı sağlanır.
  6. Bertaraf
    Atık yönetiminin son aşaması olan bertaraf, yalnızca diğer yöntemlerin uygulanmasının mümkün olmadığı durumlarda devreye girer. Bertaraf işlemleri, çevre ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde titizlikle ve yasal düzenlemelere uygun olarak gerçekleştirilmelidir. Düzgün uygulanmadığında, sızıntı yoluyla yeraltı sularının kirlenmesi, metan gazı salınımı, sera gazlarının artışı ve toksik kimyasalların çevreye yayılması gibi ciddi çevresel sorunlara yol açabilir.[3]

Marmara Üniversitesi ENSUS Kulübü ve Kartal Belediyesi İş Birliği: Atığı Azalt Doğayı Koru Marmara Üniversitesi olarak, çevreye duyarlı bir gelecek hedefiyle yönettiğimiz Engineering and Sustainability (ENSUS) Kulübü çatısı altında, Kartal Belediyesi ile anlamlı bir projeye imza attık. Çevresel sürdürülebilirlik bilincini küçük yaşlardan itibaren kazandırmak amacıyla yürüttüğümüz bu iş birliği kapsamında, öğrencilerle buluşarak, atıkların doğru bir şekilde ayrıştırılmasının, geri dönüşümün ve doğayı korumanın önemini anlattık. Öğrenciler, eğitimlerinin erken dönemlerinde çevre, atık, geri dönüşüm kavramlarıyla tanıştılar. Eğitimler sırasında, İhsan Bayrakçı İlköğretim Okulu öğrencileriyle atık ayrıştırma çalışmaları yaparak, geri dönüşüm kutularının önemini vurguladık. Çevre dostu yaşam biçimlerini, eğlenceli deneyimlerle ve interaktif yöntemlerle kalıcı hale getirmeye çalıştık.

ENSUS Kulübü ve Kartal Belediyesi olarak ortaklaşa gerçekleştirdiğimiz bu projede, öğrenciler çevresel farkındalık ve sorumluluk bilincini erken yaşta kazanırken, sürdürülebilir yaşam becerilerini birlikte geliştirme fırsatı buldular. Marmara Üniversitesi öğrencileri olarak, çevremiz için üzerimize düşen sorumluluğu alıyor ve doğaya saygı duyan yeni nesillerin yetişmesine katkı sağlıyoruz.