Dergi Yazılarımız

Karaca Röportajı

Karaca Grubu olarak sürdürülebilirlik stratejinizin temelinde hangi ilkeler yer alıyor?

Karaca olarak sürdürülebilirlik stratejimizi, ‘Değer Katmak Doğamızda Var’ ilkemizle temellendiriyoruz. Stratejimizin temelinde; çevresel etkimizi azaltmak, kadın istihdamı ve fırsat eşitliği gibi sosyal sorumluluk alanlarında aktif rol almak, yenilikçi ürünlerle döngüsel ekonomiye katkı sunmak ve şeffaf, etik bir yönetim anlayışını benimsemek yer alıyor. 2030 yılına kadar tüm operasyonlarımızda yenilenebilir enerjiye geçiş hedefimiz doğrultusunda hareket ediyor, ürün tasarımından mağaza konseptine, üretimden teslimata kadar her noktada bu vizyonu içselleştiriyoruz.

Karaca’nın ürünlerinde kullanılan alternatif hammaddeler çevresel etkiyi nasıl azaltıyor? Bu dönüşümün tedarik zinciri, üretim süreci ve tüketici algısı üzerindeki etkileri nelerdir?

Ürünlerimizde kullandığımız alternatif hammaddeler, çevresel etkimizi azaltmada kritik rol oynuyor. Yıllara meydan okuyan dayanıklılığı sebebiyle dünyaca ünlü saat markalarının lüks saat üretimi için tercih ettiği 316+ çeliği biz çatal-kaşık-bıçak setlerimizde, pişirme grubu ürünlerimizde kullanıyoruz. Başka bir çalışmamızda ise; Kaşmir Halı’da geliştirdiğimiz ‘Doğasever Koleksiyonu’ ile 3 milyon plastik şişeyi ve yaklaşık 13 ton geri dönüştürülmüş pamuğu yeniden değerlendirdik. Bu sayede hem plastik atığın doğaya karışmasını önlüyoruz hem de tekstil atıklarının döngüsel ekonomiye katılmasını sağlıyoruz.

Üretim sürecinde bu dönüşüm, karbon ayak izimizi azaltırken, tedarik zincirimizde de daha sürdürülebilir iş ortaklarıyla çalışma kültürünü teşvik ediyor. Özellikle geri dönüştürülebilir malzeme tercihimiz, tedarikçilerimizi de bu dönüşüme ortak ediyor.

Tüketici tarafında ise, çevre bilinci yüksek Karacasever’lerden çok olumlu geri bildirimler alıyoruz. Özellikle uzun ömürlü, garanti süresi yüksek ürünlerimiz – örneğin Bio Diamond pişirme grubu ürünleri – hem kalite hem de sağlıklı yaklaşımıyla tercih ediliyor. Bu dönüşüm, marka sadakati ve toplumsal etki açısından bize büyük bir güç kazandırıyor.

Tüketicilerin bilinçli tercihler yapabilmesi için geliştirdiğiniz artırılmış gerçeklik uygulaması nasıl çalışıyor? Bu dijital çözümün çevresel farkındalığı arttırmadaki rolü nedir?

Karaca olarak teknolojiyi sürdürülebilirlik vizyonumuzla buluşturduğumuz en güçlü araçlardan biri, mobil uygulamamızda sunduğumuz artırılmış gerçeklik (AR) deneyimi. Uygulamamız, kullanıcıların ürünleri gerçek ortamlarına sanal olarak yerleştirip deneyimlemesine olanak tanıyor. Örneğin, bir yemek takımının masa üzerinde nasıl durduğunu ya da bir halının ev dekorasyonuna nasıl uyum sağladığını anında görebiliyorlar.

Bu çözümün sürdürülebilirliğe katkısı çok yönlü. Öncelikle gereksiz satın alımların önüne geçilerek iade ve kargo kaynaklı karbon salımı azaltılıyor. Tüketici, ihtiyacını doğru belirlediği için hem zamandan hem kaynaklardan tasarruf etmiş oluyor.

Mobil uygulamamızı kullanan arasında hatrı sayılır bir kesim bu dijital deneyimi sahiplendi, üretimde ve ürünün kullanımında sürdürülebilirliğe dokunduğumuz gibi AR uygulaması sayesinde alışveriş aşamasında da sürdürülebilir kalkınma hedeflerine hizmet eden bir yaklaşımı benimsemiş oluyoruz. Aynı zamanda bu “bilinçli alışveriş” tarzı ile müşterilerimizi de sürdürülebilirlik vizyonumuzun bir parçası olma imkanı vermiş oluyoruz. Bu interaktif yaklaşımı şu an için planlama aşamasında olan teslimat süreçlerinin karbon nötr yapılması projemiz ile bir adım öteye taşımayı planlıyoruz. Bu da dijitalleşmenin çevresel farkındalık yaratmadaki etkisini net biçimde ortaya koyuyor.

Karaca’nın üretim süreçlerinde uyguladığı “sorumlu üretim” modeli hangi çevresel ve etik kriterleri esas alıyor?

Sorumlu üretim yaklaşımımız; hem çevresel etkileri en aza indirmeyi hem de etik sorumluluğumuzu yerine getirmeyi hedefleyen çok boyutlu bir model. Bu modelin temelinde üç ana başlık var: enerji verimliliği, döngüsel üretim ve sosyal sorumluluk.

Özellikle küçük ev aletleri kategorisinde %85 yenilenebilir enerji kullanımıyla önemli bir adım attık. Aynı zamanda ürün geliştirme sürecinde geri dönüştürülebilir ve uzun ömürlü hammaddelere öncelik veriyoruz.

Ürün kutularımızda da optimizasyon çalışmaları yapıyoruz. Örneğin, kahve makinemizin kutu hacmini %11 oranında küçülterek ambalaj malzemesi kullanımını ve lojistik maliyetleri önemli ölçüde azalttık.

Etik kriterler bakımından ise; tüm üretim süreçlerinde çocuk işçiliğine karşı sıfır tolerans, eşit işe eşit ücret prensibi ve güvenli çalışma koşulları temel alınmakta. Tedarik zincirimizdeki tüm paydaşlarımızın da bu kriterlere uyum göstermesini şart koşuyoruz. Ayrıca, Karaca Etik Hattı üzerinden 7/24 bildirim alarak şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerimizi uyguluyoruz.

Atık yönetimi, enerji verimliliği ve karbon ayak izi gibi alanlarda ne tür somut kazanımlar elde ettiniz?

2024 yılı sürdürülebilirlik çalışmalarımızda çevresel etkiyi azaltmaya yönelik çok net ve ölçülebilir sonuçlar elde ettik. Öncelikle mağaza enerji verimliliği projelerimizle %40’a varan tasarruf sağladık. İstanbul’daki 10 pilot mağazada, bulut tabanlı enerji izleme sistemleri sayesinde sadece mesai dışı tüketimi düşürerek 27.464 kWh’likelektrik tasarrufu elde ettik. Bu projeyi 2025 Mayıs itibarıyla Türkiye genelindeki tüm mağazalara yaygınlaştırdık.

Karaca Lojistik Merkezi’nde 1.6 MW kapasiteli güneş enerjisi santrali kurulumuna başladık. Bu tesis, devreye alındığında yıllık 1.757.952 kWhenerji tasarrufu sağlayacak ve yaklaşık 762 ton karbon emisyonunu önleyecek. Atık yönetimi tarafında ise özellikle ambalaj çözümlerimizde ciddi ilerleme kaydettik. Naylon yerine kırpık kağıt kullandık ve koli bantlarımızı doğada çözünür malzemelere dönüştürdük. Bu değişiklikle birlikte kağıt atık azaltım oranımız %65’e ulaştı.

Karaca “Satışta Kadın” projesiyle kadın istihdamı, yerel üretici destekleri ve kapsayıcılık konularında ne tür değişimler yaratmayı hedefliyorsunuz?

Satışta Kadın projemiz, Karaca’nın toplumsal cinsiyet eşitliğine olan inancının somut bir yansıması. 2023 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile birlikte başlattığımız bu projeyle, 35 yaş ve üzeri kurumsal iş tecrübesine sahip kadınlara perakende sektöründe ikinci bir kariyer fırsatısunduk. Projede, İBB Enstitü İstanbul İSMEK ile eğitimler düzenledik; katılımcılar çatışma yönetimi, müşteri ilişkileri, stres yönetimi gibi alanlarda donanım kazandı. Görüşmelerimiz sonucunda 500’ün üzerinde kadınla mülakat yaptık ve şu ana kadar 171 kadını Karaca mağazalarında istihdam ettik.

Kırmızı halı sponsorluğu gibi marka görünürlüğü yüksek etkinliklerde sürdürülebilirlik mesajınızı nasıl entegre ediyorsunuz? “Sürdürülebilir lüks” kavramına yaklaşımınızı paylaşır mısınız?

Kırmızı halı sponsoru olduğumuz büyük organizasyonlardaki faaliyetlerimizi karbon nötr gerçekleştirmeye gayret ediyoruz. Etkinliğin her aşamasında karbon ayak izini minimize etmeye yönelik adımlar atıyor, bu kapsamda yaptığımız lansman gibi etkinliklerde açığa çıkan karbonu hesaplıyor ve karşılığı miktarında karbon kredisi satın alarak çevresel etkimizi sıfırlıyoruz. Marka değerlerimiz doğrultusunda, sürdürülebilirliği yalnızca bir iletişim mesajı değil, tüm faaliyetlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyoruz.

Karaca’nın sürdürülebilir tedarik zinciri politikaları nelerdir? Yerel üreticilerle olan ilişkinizi nasıl güçlendiriyorsunuz ve şeffaflığı sağlamak adına hangi adımları atıyorsunuz? 2023 ve 2024 sürdürülebilirlik raporları arasında nasıl bir gelişim gözlemliyorsunuz? Bu raporların yalnızca kurumsal değil, kamuoyu ve paydaş tarafında nasıl karşılık buluyor?

Tedarik zincirimizde sürdürülebilirliği yalnızca çevresel değil, aynı zamanda etik ve sosyal bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Tüm tedarikçilerimizin uluslararası çevre, iş sağlığı güvenliği ve etik kurallarına uyumunu gözetiyoruz. ‘Karaca Satın Alma Politikası’ kapsamında, her iş ortağımızın insan hakları, ayrımcılık karşıtlığı ve güvenli çalışma koşullarına uyumlu olması temel önceliğimiz. Bunun dışında, 2023 yılından farklı olarak 2024 yılında hazırladığımız sürdürülebilirlik raporumuzu Küresel Raporlama Standardı (GRI) uyumlu olarak yayınladık.

Ürünlerimizin önemli bir kısmını Türkiye’de tasarlıyor, AR-GE süreçlerini yerel uzmanlıkla yürütüyor ve üretimimizi de Türkiye’de gerçekleştiriyoruz. Bu sayede yerel istihdama katkı sağlarken aynı zamanda üretim süreçlerimiz üzerindeki kontrolü artırarak sürdürülebilirlik standartlarımızla tam uyumlu bir yapı oluşturuyoruz.

2023 ve 2024 sürdürülebilirlik raporları arasında ise niteliksel bir sıçrama yaşadığımızı net şekilde gözlemliyoruz. 2023’te temel yapı taşlarını oluşturduğumuz sistemleri, 2024’te ölçülebilir çıktılarla somutlaştırdık. Örneğin enerji verimliliği, kadın istihdamı, karbon azaltımı gibi alanlarda kapsamlı performans göstergeleri sunduk.

Raporlarımız artık sadece bir kurumsal raporlama aracı değil; medya, kamuoyu ve üniversiteler tarafından da takip edilen bir referans kaynağı haline geldi. Bu yıl özellikle ‘Satışta Kadın’ projesi ve UNICEF iş birliğimiz medyada çok olumlu yankı buldu. Kısacası hem içerik kalitesi hem de toplumsal etki bakımından 2024 raporumuz bir dönüm noktası oldu diyebilirim.

Karaca’nın iklim değişikliği ile mücadeledeki rolünü nasıl tanımlarsınız? Sera gazı emisyonlarını azaltmak ve adaptasyon süreçlerini yönetmek için belirlediğiniz yol haritası nedir?

Karaca olarak iklim değişikliğiyle mücadeleyi, üzerinde çalışmamız gereken bir sorumluluk alanı olarak görüyoruz. Henüz bu konuda her şeyi başardığımızı söyleyemeyiz ama bilinçli ve sistemli adımlarla ilerlemeye çalışıyoruz. En somut adımlarımızdan biri, enerji tüketimini azaltmaya yönelik geliştirdiğimiz projeler oldu. Örneğin mağazalarımızda kurduğumuz enerji izleme sistemleriyle %40’a varan tasarruf sağladık. Aynı şekilde lojistik merkezimizde kurulumuna başladığımız 1.6 MW’lık güneş enerjisi santrali, karbon ayak izimizi azaltmada önemli bir başlangıç.

Yol haritamızda 2030 yılına kadar tüm operasyonlarımızda %100 yenilenebilir enerji kullanımı hedefimiz var. Bu uzun vadeli hedefin altyapısını oluşturmak için her yıl küçük ama ölçülebilir adımlar atıyoruz. Aynı zamanda lojistik ve ambalaj süreçlerimizde karbon yoğun faaliyetleri azaltacak sistemsel dönüşümler üzerine çalışıyoruz.

Bu sürecin halen gelişmekte olduğunu, daha alacak çok yolumuz olduğunu açık yüreklilikle söyleyebilirim. Ancak her attığımız adımda daha şeffaf, daha hesap verebilir olmaya ve bu sorumluluğu içselleştirmeye özen gösteriyoruz.

Sürdürülebilirlik alanında ulaşmak istediğiniz uzun vadeli hedefler nelerdir? Bu hedeflere ulaşırken dijitalleşme, inovasyon ve iş birliklerinin rolünü nasıl konumlandırıyorsunuz?

Sürdürülebilirlik alanında uzun vadeli hedefimiz; 2030 yılına kadar tüm operasyonlarımızda yenilenebilir enerjiye geçişi tamamlamak, ürünlerimizin yaşam döngüsünü daha düşük çevresel etkiyle şekillendirmek ve tedarik zincirimizin her halkasında sosyal ve çevresel uyumu güçlendirmek.

Bu hedeflere ulaşırken dijitalleşme bizim için sadece bir kolaylaştırıcı değil, aynı zamanda bir ölçüm ve analiz aracı. Örneğin enerji izleme sistemleri, veri analiziyle mağaza bazında çevresel etkimizi takip etmemizi sağlıyor. Benzer şekilde, tüketiciye sunduğumuz artırılmış gerçeklik gibi dijital çözümler, daha bilinçli tüketimi teşvik ediyor. İnovasyonu ise yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda iş yapış biçimimizde kültürel bir dönüşüm olarak görüyoruz. Tasarım merkezimizden gelen yeni fikirler, ekstra dayanıklı malzeme kullanımı ve işlevsellik odaklı üretim, bu dönüşümün yapı taşları. İş birlikleri ise yolculuğumuzda çok önemli. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve UNICEF ile yaptığımız projelerde gördük ki; kurum dışı ortaklıklar sosyal etkiyi katlayarak büyütüyor.

Biz bu süreci bitmiş değil, gelişen bir yolculuk olarak görüyoruz. Her yıl daha bilinçli, daha şeffaf ve daha sorumlu adımlar atmak için çalışmaya devam edeceğiz.

İrem Doğu
Sustainability Executive Karaca A.Ş.