Dergi Yazılarımız

Sürdürülebilir Finans

Özellikle son 10 yılın en popüler kelimelerinden biri olan “Sürdürülebilirlik” kavramının en sıkça kullanılan tanımı “Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılamak” olarak karşımıza çıkar. (Brundtland Raporu, 1987). Sürdürülebilirlik kavramını kendi içerisinde üç boyuta ayırabiliriz: Çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik. Bu yazıda ekonomik sürdürülebilirlik kapsamında, sürdürülebilir finans kavramı detaylı bir şekilde incelenecektir.

Sürdürülebilir finans, genel bir tanımla “finans sektöründe yatırım kararları alınırken çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hususlarının gerektiği gibi dikkate alınması ve sürdürülebilir ekonomik faaliyetlere ve projelere daha uzun vadeli yatırımların yapılması sürecidir.” (Avrupa Komisyonu, 5 Ağustos 2021).

Sürdürülebilir finansın en önemli boyutlarından biri, başta iklim değişikliği olmak üzere sürdürülebilirlikle ilgili risklerin etkin şekilde yönetilmesidir. Bu risklerin, geçiş riskleri dahil, tüm taraflarca doğru anlaşılması, tanımlanması, analiz edilmesi ve izlenmesi gerekmektedir.

Sürdürülebilir finans kavramı kendi içerisinde:

  • Sürdürülebilir finansman kaynakları,
  • Bankalar ve diğer finansal kuruluşlar,
  • Yeşil sermaye piyasa araçları,
  • Avrupa Birliği fonları, kamu kaynaklı krediler ve hibeler,
  • Uluslararası kalkınma kuruluşları,
  • Uluslararası piyasalar (Kurumsal yatırımcılar) gibi bir çok bileşen ve paydaş içermektedir.

Sürdürülebilir finansın etkili olabilmesi için, tüm taraflarca doğru şekilde anlaşılması, analiz edilmesi, izlenmesi ve yönetilmesi gerekmektedir. Bu nedenlerden dolayı geleneksel finans sistemini sürdürülebilir bir yapı haline getirme çabası bazı riskler içermektedir.

  • Şirketlerin yeşil mutabakat, ESG yönetmelikleri ve karbon piyasaları gibi yeni düzenlemelere uyum sağlama süreçlerinde gösterdiği direnç ve bu uyum sürecinin getirdiği maliyetten dolayı isteksiz olmaları,
  • Şirketlerin gerçekte sürdürülebilir olmayan yatırımları yeşil gibi gösterme çabaları,
  • Sürdürülebilir yatırımların kısa vadeli finansal getirilerinin geleneksel yatırımlara kıyasla belirsiz olma ihtimali,
  • Bazı yatırımcıların hala sürdürülebilir finansın riskli veya düşük getirili olduğunu düşünmesi gibi konular, sürdürülebilir finansa geçiş sürecini zorlaştıran risklerden bazılarıdır.

Sürdürülebilir finans, geleneksel ekonomiden sürdürülebilir ekonomiye geçiş sürecini hızlandırmak ve daha fazla paydaşı bu kavramın bir parçası yapmak için bazı araçlara sahiptir. Bu araçların başında yeşil tahviller ve yeşil krediler gelmektedir. Yeşil tahviller, kullanım amacı yeşil, sosyal ve sürdürülebilirlik olan tahvillerdir. Yeşil tahvillerden yaratılan finansal kaynak, pozitif çevresel etki yaratan projelerin finansmanı için kullanılır. Sosyal tahvillerden yaratılan kaynağın kullanım amacı ise sosyal projelerin finansmanını sağlamaktır. Sürdürülebilir tahvillerden yaratılan kaynak ise hem çevresel hem sosyal projelerin finansmanı için kullanılabilir.

Ortaya yeşil bir tahvil çıkarmak için öncelikle fonun kullanım koşulları belirlenmelidir. Ardından, yeşil kredi tanımı ile uyumlu olarak projenin kapsamı ve net pozitif çevresel etkisi tanımlanmalıdır. Bu aşamayı proje değerlendirme ve seçme süreci takip eder. Bu adımda, net pozitif yeşil etki kapsamı ve proje tanım uyumluluğu tebliğ edilir. Sonrasında fonun yönetimi, süreç boyunca düzenli bir şekilde sağlanmalıdır. Ayrıca bu yeşil tahvil için bir raporlama yapılması gerekmektedir. Hazırlanacak yıllık raporda, yeşil tahvil gelirlerinin tahsis edildiği projelerin listesi, bu projelerin kısa tanımları, tahsis edilen tutarlar ve bu projelerin beklenen etkileri yer almalıdır.

Avrupa Birliği, AB Sürdürülebilir Finans Stratejisi kapsamında yeşil tahvil piyasasının etkinliğini, şeffaflığını ve güvenilirliğini artırmak ve piyasa katılımcılarını Avrupa yeşil tahvillerini ihraç etmeye ve bunlara yatırım yapmaya teşvik etmek amacıyla bir Yeşil Tahvil Standardını (EU Green Bond Standard) 30 Kasım 2023 tarihinde Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde yayımlayarak yürürlüğe sokmuştur.

AB’nin Sürdürülebilir Finans Stratejisine ek olarak, sürdürülebilir finansı destekleyen bir başka yaklaşımı da AB Taksonomisidir. AB Sürdürülebilir Finans Stratejisi ve AB Taksonomisi birbirini tamamlayan, ancak farklı odaklara sahip iki önemli politika aracıdır. AB Taksonomisi, iklim ve çevre hedefleri ile uyumlu olarak yürütülebilecek, sürdürülebilir ekonomi faaliyetleri şeklinde tanımlanabilir. Temel olarak, hangi ekonomik faaliyetlerin, çevresel olarak sürdürülebilir olduğunu belirler ve yatırımcıların sürdürülebilir faaliyetlere yönelmelerini teşvik eder. Özellikle yeşil yatırımların doğruluğunu sağlamak için kullanılır.

AB Taksonomisinin temel hedefleri:

  • İklim değişikliğini azaltmak ve uyum sağlamak,
  • Su ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve korunması,
  • Döngüsel ekonomiye geçişin sağlanması,
  • Kirliliğin önlenmesi ve kontrol altına alınması,
  • Biyolojik çeşitlilik ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonunun sağlanmasıdır.

Taksonomi çerçevesinde ekonomik bir faaliyetin sürdürülebilir olması için dört temel kriterin karşılanması gerekmektedir:

  1. Taksonomide listelenen çevresel hedeflerden en az birine katkıda bulunmak.
  2. Temel insan haklarına ve çalışma standartlarına saygı göstermek.
  3. Diğer hedeflere önemli ölçüde zarar vermemek.
  4. Belirlenen teknik tarama kriterlerine uymak

Sürdürülebilir finansın bir başka önemli bileşeni ise karbon emisyonunu azaltmak amacı ile ortaya çıkarılan Emisyon Ticaret Sistemidir. Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), hükümetlerin sera gazı emisyonlarını azaltmak amacıyla oluşturduğu piyasa temelli bir mekanizmadır ve belirli sektörlerde faaliyet gösteren şirketlere karbon emisyon sınırı (cap) koyarak, bu sınırın aşılması durumunda ceza ödemelerini zorunlu kılar. Şirketler, emisyon izni (Carbon Allowance) adı altında, belirli bir miktar sera gazı emisyonunu temsil eden emisyon izinlerini, hükümetten satın alırlar veya ücretsiz olarak tahsis edebilirler ve de bu izinleri kullanarak faaliyetlerini sürdürürler. Eğer belirlenen sınırı aşarlarsa, ek izin almak zorundadırlar.

Hükümet Cap – and – Trade Mekanizması ile piyasaya her yıl belirli sayıda emisyon izni koyar ve toplam emisyon sınırını belirler. Şirketler, piyasada ticaret yaparak emisyon izinlerini satabilirler. Eğer bir şirketin elinde fazladan emisyon izni kaldıysa, bu izni sınırını aşan diğer şirketlere satabilir. Şirketlerin, emisyonlarını izlemeleri ve raporlamaları zorunludur. Yıl sonunda sahip oldukları izinler kadar emisyon salınımı yapıp yapmadıkları denetlenir. Karbon vergisi ise, fosil yakıtların kullanımı sonucu salınan karbon emisyonlarına, doğrudan maliyet getiren bir çevre vergisidir. Bu vergi, karbondioksit (CO₂) ve diğer sera gazı emisyonlarını azaltmayı amaçlar, fosil yakıt kullanımını pahalılaştırarak karbon fiyatlandırması uygulayan bir mekanizma sunar ve temiz enerji kaynaklarına geçişi teşvik eder.

Sürdürülebilir finans, ekonomik kalkınmayı çevresel ve sosyal sorumluluklarla birleştiren önemli bir araçtır. İklim değişikliği gibi riskler, finans sisteminin yeşil ekonomiye uyumunu zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda yeşil tahviller, krediler, emisyon ticareti ve karbon vergileri gibi araçlar öne çıkmaktadır. Ancak, şirketlerin uyum maliyetleri, yeşil badana riski ve yatırımcıların çekinceleri gibi etkenler süreci yavaşlatabilir. Bu nedenle, AB Taksonomisi ve Yeşil Tahvil Standardı gibi düzenlemeler, güvenilirliği artırmada kilit rol oynamaktadır

Sonuç olarak, sürdürülebilir finans, sadece finansal getiriyi değil, uzun vadeli çevresel ve sosyal faydaları da göz önünde bulunduran bir yaklaşımı temsil etmektedir. Bu süreçte, finansal kuruluşlar, hükümetler ve yatırımcıların iş birliği içinde hareket etmesi, sürdürülebilir ekonomiye geçişi hızlandıracaktır. Karbon piyasaları ve yeşil yatırımlar, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada önemli bir yol kat edilmesine yardımcı olacaktır. Bu geçiş döneminde sürdürülebilir ekonomi kavramı altındaki bütün ögeler, hep beraber, uyum içerisinde sürdürülebilir bir dünya oluşturmak için çalışmalıdır. Çünkü, başka bir dünyamız daha yok.

Ahmet Kağan Ertürk